Antepli değilseniz muhtemelen nohut dürümü diye birşey duymamışsınızdır. Nohutun çeşitli baharatlar eşliğinde, kemik suyunda haşlandıktan sonra yeşillikler ile birlikte sıcak pide ekmeğin arasına dürüm edilmiş halidir nohut dürümü. Gaziantep’te eskiden beri özellikle çarşı esnafı tarafından tercih edilmiş en geleneksel fast-food yemeğidir.
2000′li yılların başından beri en çok nohut dürümünü “gençlere, ailelere de hitap eden steril dürümcü” konumlanması ile Nohutçu Fiko satıyor Gaziantep’te. Fiko başarılı konumlanması sayesinde hedef kitlesine uygun yerde açtığı küçük dükkanını kısa sürede hemen yanındaki dükkanı da alarak büyüttü. Buraya kadar yerel bir başarı hikayesi. Peki ya sonra?
Nohutçu Fiko’nun hikayesine devam etmeden önce pazarlamada konumlanma ve odak kavramlarına kısaca bakalım. Pazarlamada konumlanma kavramının öncüleri Al Ries ve Jack Trout‘a göre “Pazarlamada en güçlü kavram müşterinin zihninde yer etmiş bir kelimedir” Yani bir şirket, tüketicilerin zihninde bir kelimelik bir yer kapmayı başarabilirse çok büyük başarılar kazanabilir. Bu, odak kuralıdır. Tek bir kavrama veya kelimeye odaklanmasını sağlayarak tüketicinin zihnine kolayca girebilirsiniz. Ne de olsa önemli olan gerçekler değil algılardır. Pazarlama ürünlerin değil algıların mücadelesidir.

Bu konuya her zaman ilk verilen örnek Volvo’dur. Volvo demek güvenlik demektir. Kime sorarsanız sorun bu böyledir. Amerika’da bir otoyol güvenliği şirketi, mevcut en güvenli 10 arabayı belirlemiş. Bu 10 arabadan hiçbiri, evet 1 tanesi bile Volvo değil. Ama bu insanların algısını değiştirmiyor. Çünkü insanların algısını değiştirmek belki de dünyadaki en zor şeydir.
Diğer bir örnek de Honda. Honda, Amerikan araba pazarında birçok Amerikan araba markasından daha çok pazar payına sahip. Ya memleketi Japonya’da? Neredeyse sıfır. Çünkü Honda, Japonlar tarafından bir motosiklet üreticisi olarak biliniyor. Ve kimse bir motosiklet üreticisinden araba almak istemiyor. İşte algının gerçeğe karşı gücü. Buna hayattan ya da pazarlamadan yüzlerce örnek verebilirsiniz.
Dönelim nohut dürümcüsü Fiko’ya. Fiko, birçok başarılı girişimcinin yaptığını yaptı. Tüketicilerin zihninde yer etmiş “dürümcü” kelimesini unutarak büyümek istedi. Büyümenin cazibesi, onu ürün çeşitliliğini artırmaya itti. Ve diğer yanındaki büyük dükkanı satın alarak, orada gözleme satmaya başladı. Sonuç? Sonuç geçen hafta çektiğim aşağıdaki fotoğraflarda.

Bir tarafta sırada bekleyen müşteriler.
Diğer tarafta müşteri bekleyen çalışanlar.
Pazarlamada odak, odağı kısmak olmalıdır.
Gaziantep’te kalacağım bu süre içinde, yerel yemek girişimleri üzerinden pazarlama kavramlarını okumaya devam edeceğim. Bir sonraki yazımın başlığı;
“Cevizli Köfteci ve Müşteri Deneyiminde İnsan Kaynağının Önemi”







